Oftalmolojide Lazerler

Lazer nedir? Evrendeki tüm maddeler, 100 değişik atomun çeşitli kombinasyonlarının, değişik dalga boylarında titreşmesinden ibarettir. Atomlar sürekli titreşirler, hareket halindedirler ve dönerler. Farklı uyarılma düzeylerinde bulunurlar. Isı, ışık, ya da elektrikle uyarıldıklarında, farklı cevaplar verirler ve bazal enerji düzeyi dediğimiz durumdan, uyarılmış duruma geçerler.
Atomun yapısında, proton ve nötronlardan oluşan çekirdek ve etrafında dönen elektronlar vardır. Elektronlar, uyarılıp da yüksek bir enerji düzeyine geçtikten sonra, yeniden eski yörüngelerine dönmek isterler ve bu arada foton denilen ışık parçacıları yayarlar.
Lazerler (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation), bu enerji kazanmış fotonların, nasıl ışık salacaklarını belirleyen aygıtlardır (radyasyon yayımının uyarılmasıyla,ışığın güçlendirilmesi).
Lazer ışığının, normal ışıktan farkları vardır:
  • Tek renklidir.
  • Elektronlar aynı fazda titreşirler, bu nedenle ışık çok düzgündür.
  • Işık dar ve yoğun bir demetten oluştuğu için çok güçlüdür.
Lazer türleri: 1960’da bulunan ilk lazer, Ruby lazerdi (yakut). Ortamı Yakuttu. Yeni lazerler de, ortamlarına göre isimlendirilirler.
Lazerler, ışık üreten ortamın türüne göre, katıhal lazerleri (neodymium- YAG lazer), gaz lazerleri (HeNe – Helium- Neon lazerleri- ve CO2 lazerleri), Excimer Lazerler (Excited –uyarılmış ve Dimer –sahte molekül sözcüklerinden türetilmiştir), boya lazerleri ve yarı-iletken lazerler Diod lazerler) adını alırlar.
Karbondioksit lazerler çok güçlüdürler ve yaydıkları kızıl altı dalga boyu nedeniyle ısı etkisiyle çeliği bile keseler. Diyod lazerler ise zayıftır ve cep lazerler gibi sistemlerde kullanılırlar.
Lazerler , temasta oldukları dokuya göre, yakıcı, kesici ve tıkayıcı etki gösterebilirler. Yeşil argon, kırmızı kan dokusu tarafından emilerek, yakıcı etki gösterir.
Bazı lazerler, akustik etki ile dokunun bütünlüğünü bozarlar.
Ayrıca, şiddetli bir lazer ışını dokuda buharlaşma ve optik yıkılma meydana getirebilir. Bu, yoğun elektriksel ortamdan geçerken, ortamın ionize olmasıyla gerçekleşir.
Özetle, lazerler canlı dokuyu yakabilir, kesebilir ve tıkayabilir. Yeterince düşük enerjili bir lazer ise, dokuya zarar vermeyecektir. Bu zararsız ışınlar, canlı dokunun görüntülenmesinde kullanılırlar.
Oftalmolojide Lazer büyüsü: Bir çok göz hastalığında lazerler çok sık ve başarıyla kullanılmaktadır. Bu yazıda, medyanın ilgi odağı olan EXCIMER Lazerden söz edilmeyecektir. Aksine, lazer gerekli dediğimizde ne kadar farklı lazer uygulamalarını rutin olarak kullandığımızın anlaşılması amaçlanmıştır : Lazer ışığı ve göz Lazer, tam olarak odaklanabilen ve kontrol edilebilen son derece düzenli ve konsantre bir ışık oluşturur. Lazer ışığını oluşturmada son derece karmaşık bir elektronik, gaz, mercek ve ayna sistemi kullanılır. Güçlü bir elektronik akımı özel tüp içinde bir gaz şeklinde bir ortamdan geçirilir. Bu dar bir ışık ışını şeklinde yayılan bir enerji oluşturur. Lazer ışığı tam olarak kontrol edilebildiği ve kornea gibi saydam dokulardan geçebildiği için bir çok göz probleminin tedavisinde en etkili ve güvenli yöntemdir. Lazer Tedavisi Argon lazer ışığının rengi yeşildir. YAG-lazer ışığı renksiz olup , gösterge ışığının rengi kırmızıdır. Tedavi uygulanan doku tarafından emilen lazer enerjisi ısıya çevrilip gözün retina tabakasındaki hastalıklı bölgenin yakılarak ortadan kalkması (Fotokagülasyon ) ya da göz içi sıvısının (aköz hümör) akım süzgeci olan trabeküler ağda küçük delikcikler açılıp akımın kolaylaşarak göz tansiyonunun düşmesini (Trabeküloplasti) sağlar.
Diabetik Retinopati Diabet vücutta küçük ve büyük damarları bozan bir hastalıktır. Gözün retinasını etkileyerek , dünyada ilk sırada gelen körlük sebebini oluşturur. Retina (ağ tabaka) daki damarlar tıkanır, retina oksijensiz kalır, anormal yeni damarlar oluşmaya başlar ve bu anormal damarlardan olan kanamalarla gözler kaybedilir.


Şeker hastalarında lazerler (Argon lazer), iki şekilde etki yapar: Sızıntı yapan damarları tıkayarak, görmenin bozulmasını engelleyerek, ve hastalıklı dokuyu tahribederek.
Hastalığın başında küçük bölgelere lazer yapılması yeterli olsa da, ileri safhalarda retinanın tamamına yakın kısmını lazerlemek gerekebilir. Böylece kanama yapan anormal damarlar, zamanla kendiliklerinden gerilerleyerek körlük engellenmiş olur.
Yeni lazer cihazlarında tek seferde çok sayıda ve değişik paternlerde atış yapabilen lazerler, hasta konforunu arttırmakta ve tedavi seanslarının süresini azaltmaktadırl. Ayrıca eşik altı gü, kullanan mikro-pulse lazerler, sarı noktaya zarar vermeden görme merkezi ödeminde etkili olabilmektediri
Retina yırtıklarında ve retina dejeneresanslarında kullanılan lazerler: Genellikle retinanın çevresel bölümlerinde olan dejeneratif hastalıklar vardır. Bu hastalıklarda, argon lazer kullanılarak, retinada yapışıklık oluşturulmakta, yırtık çevresi 3-4 sıra lazerle çevrelenerek, ileride yırtık oluşsa bile retina dekolmanına dönüşerek daha büyük ameliyatlara ya da göz kaybına yol açması engellenebilmektedir. Bu, önleyici bir tedavidir.
  • Bkz Retinanın Çevresel Dejeneresansları
  • Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) Makula, gözün 10/10 görmemizi sağlayan, en hassas kısmıdır. Burada oluşacak kılcal damarlar görmeyi bozarak, yaşlılarda ilk sırayı alan körlük sebebini oluşturur. Hassas olan bu noktada, yakıcı lazerler kullanılmaz. Yakıcı lazerler (Özellikle argon lazer), ancak görme merkezinin dışında olan nopktalarda kullanılırlar, çünkü doluları tahribederek görme alanında kalıcı bir lekeye yol açabilirler. Genellikle , uygun vakalarda, fotodinamik tedavi dediğimiz yöntem kullanılır, yani damardan verilen bir ilaç gözdeki kılcal damarlara ulaştığında, tıkayıcı bir lazerle bu zararlı kılcal damarların kapanması amaçlanır.
  • Bkz Fotodinamik tedavi (PDT)
  • Glokom (Göz tansiyonu) Glokomda ilaç tedavisi yetersiz olduğunda, ya da ilk seçenek olarak, Argon lazer trabeküloplasti(ALT) ya da Selektif Lazer Trabekuloplasti (SLT) göz sıvısının ön kamara açısından dışarı akımını kolaylaştıracak ve yenilenmesini sağlayacak şekilde göz tansiyonunun düşürülmesini sağlar. SLT günümüzde ilk seçenek olarak ya da ilaç tedavisine ek olarak yerini almıştır. Gözde tahribat yapmaz ve etkisi yıllar içinde azalsa da yenilenebilir. Operasyona karar vermeden önce uygun vakalarda kullanılması giderek yaygınlaşmaktadır. Ayrıca glokom damlalarının oluşturduğu allerjiden de kaçınılmış olmaktadır.
    Göz tansiyonu hiç bir tedaviye cevap vermeyen gözlerde, göz içi sıvısını salgılayan kirpiksi cisimde lazerle tahribat yapılarak, göz tansiyonu düşürülebilir.
    Açı kapanması glokomu dediğimiz , göz tansiyonunun çok yükseldiği ağrılı durumlarda, argon ya da YAG lazerle iris üzerine lazerle delik açılarak (iridotomi), göz sıvısının dolaşması sağlanabilir.
  • Bkz Glokom
  • İkincil kataraktlarda YAG lazer kapsülotomi Katarakt ameliyatlarından sonra, göz içine yerleştirilen merceğin arkasındaki zar bazen buzlu cam görünümü alabilir ve görmeyi bozar. YAG-lazer uygulamasında, tedavi uygulanan doku lazer ışığının enerjisiyle parçalanarak saydamlığını kaybederek görmenin önünde perdelenme yapan lens kapsülü ortadan kaldırılır (Kapsülotomi)
    Lazerle bu zarın ortasına bir delik açılarak, görme yeniden kazanılabilir.
    Lazer teknikleri : Teknik tüm lazerlerde birbirine benzer. Anestezi gerekmez. Göze bir damla damlatılarak uyuşturulur ve daha sonra göz üzerine bir mercek yerleştirilerek lazer uygulanır. Lazer atışının sayısı hastalığa göre değişse de, işlem genellikle 5-15 dakika arasında sürer. Lazerlerin yan etkileri: Lazerler, göz ameliyatlarının komplikasyonlarından kaçınmak için geliştirilmişlerdir. Yine de nadir de olsa yan etkileri olabilir. Lazer atışının hedefin dışına gitmesi (damara ya da farklı bir dokuya atış isabet etmesi), göz tansiyonunun yükselmesi, katarakt, geçici- kalıcı görme kaybı gibi. Fakat tedavi edilen hastalığın yol açacağı körlük riski göz önüne alındığında, tedaviden kaçınmanın doğru olamayacağı da ortadadır. Tanıda kullanılan lazerler: Lazer ışınının kullanıldığı çok sayıda cihaz olmasına rağmen, bunların bir kısmı yaygın olarak kullanılmadığından, en çok yararlandığımız iki tanesine değinilecektir:
    OCT (Optik Koherans Tomografi) düşük koherans interferometri kullanarak, göz arkasını görüntüler. Ultrasondaki ses dalgalarının yerine, ışık kullanılır. Özellikle makula (sarı nokta) hastalıklarının tanı ve takibinde çok büyük önem taşıyan bir ileri tetkiktir.
    Göz tansiyonu olgularında ise, görme siniri ve sinir lifi tabakalarının takibinde çok değerli bilgiler verir.
    HRT II (Heidelberg Retinal Tomografi) Görme sinirinin ve göz arkasındaki sinir lifi tabakasının üç boyutlu olarak incelenmesini sağlar. Ayrıca bilgiyi depolayarak, oluşan değişiklikleri bildirir.

  • Diğer hastalıklara dön
  •  DİABETİK RETİNOPATİ Şeker hastalığıyla birlikte yaşamayı öğrenebilirsek, yaşamımızda daha güzel uğraşlara da yer açabiliriz. Bu nedenle diyabetik retinopatiyi anlamakta ve önlem almakta yarar var. Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı Görme merkezinde (makula) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır. Batılı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfustaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde % 15’lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözde birden görülme sıklığı da artar. Göz muayenesinin önemi Göz muayenesi ve göz hastalıklarını gözlük muayenesi olarak anlamamak gereklidir. Hastanın bu konuda bilinçlenmesi çok önemlidir, çünkü kırma kusurları ( miyopi, hipermetropi, astigmatizma ) toplumda yaygın olarak görülebilen ve bilinen kusurlardır. Oysa göz hastalıklarının daha büyük bir kısmı yazık ki başlangıçta hiç bir belirti vermez. Hasta göz doktoruna geldiğinde görme artık geri döndürülemeyecek noktada bulunmaktadır.

    Copyright (c) 2010 www.fusunuzunoglu.com All rights reserved.