Uveit, Haber Türk

Esra Kazancıbaşı röportajı, 2009
Üveit ve Behçet hastalığı Üveit, gözle ilgili önemli bir sorun. Üveite neden olan faktörleri, Behçet hastalığı-üveit ilişkisini Dünya Göz Hastanesi göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Füsun Uzunoğlu anlattı.
. Üveit nedir, nasıl bir hastalıktır? “Üveit, nadir bir hastalıktır. Aynı zamanda komplike ve kişiye özel bir hastalıktır. Çünkü üveit her hastada çok farklı seyrediyor ve çok çeşitleri var. Son yıllarda gözün bir üst branşı haline geldi.“
. Üveit olan kişilerde nasıl bir yakınma oluyor? “Üveite ait yakınmalar, diğer göz hastalıklarıyla karışabiliyor. Gözün ön bölümünde olduğu zaman daha çok “kırmızı göz” dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Bu duruma göz tansiyonu, gözün basit bir mikrobik durumu, allerjik hastalıklar, romatizmanın göze vurması gibi gözü kırmızı yapan çeşitli hastalıklar yol açabilir. Bunların hepsi kırmızı gözle kendini gösterir, üveit de bunlardan biridir. Fakat üveit, ciddi anlamda görme kaybı yapabilen bir hastalıktır, böyle bir tehlikesi vardır. Bu yüzden kırmızı gözün ayırıcı tanısı çok önemlidir.
Ayrıca yine gözün ön bölümünde hafif bir uveit geçirip de sakin görünen bir göz de olabilir. Tablo çok değişiktir. Ağrı, kamaşma, ışığa bakamama, sisli görme, ani görme kaybı gibi belirtiler de tabloya eklenebilir.
Üveit ön bölümde olduğu gibi gözün orta bölümünde ya da arka bölümünde de olabiliyor. Tüm bu yerleşimler, bulanık görmeye neden olabilir. Fakat görmenin etkilenmediği durumlar da olabilir. Bu durumda riskli hastalarda, örneğin sarkoidoz, tüberküloz, multipl skleroz, Behçet hastalığı… ayrıntılı bir göz muayenesiyle hastanın farkında olmadığı bulgular ortaya konabilir. Bir çok durumda göz dibi ( gözün arka bölümü) bulguları anjiografik testlerle ya da retina tomografisiyle detaylandırılarak tedavi kararı desteklenir ve tedavi başarısı izlenebilir.
Üveitin olduğu bölgeye göre, örneğin gözün arka bölümünde bulunan üveitlerde retina hastalıklarıyla karışabilen yakınmalar ortaya çıkabiliyor. Önemli görme kaybı olabiliyor. Görme siniri etkilenebiliyor. İşte bu sebeplerden dolayı üveit, son derece komplike bir hastalıktır. Farklı branşlarda, örneğin cilt hastalıkları, romatoloji, göğüs hastalıkları, nöroloji gibi, konsultasyon istenebilir. Doğru tedavi için ayrıcı tanı çok önemlidir. Günümüzde uveitin etiyolojisi, ileri inceleme yöntemleri, laboratuar testleri ve genetik araştırmalarla, ayrıca hastalıkların daha iyi tanınmasıyla, % 90’lara varan oranlarda anlaşılabiliyor. Bu da tedavideki zaman kaybını ve sonuç olarak da körlüğü önleyebiliyor.”
ÜVEİT VE BEHÇET HASTALIĞI İLİŞKİSİ . Üveit’e neden olan faktörlerden biri de Behçet hastalığı olarak gösteriliyor. Behçet hastalığı nasıl bir hastalıktır?
“Behçet hastalığı, 1937’de Ord. Prof Hulusi Behçet tarafından tanımlanmış ve dünyada bir Türk’ün adını almış olan ilk hastalık. Daha çok İpekyolu kuşağı denilen bölgede yaygın. Ülkemizde diğer yerlere göre 10-30 kat daha fazla görülüyor. Bunun da genetik temelleri var.
Behçet hastalığı, temelde bir tıkayıcı damar iltihabıdır. Bütün vücutta nerede damar varsa, orayı tutabilir. Örneğin, bacaktaki bir damarda da iltihap yapabilir, beyin damarlarından birinde de yapabilir, gözde de yapabilir. Onun için Behçet, sistemik bir hastalıktır.
Behçetin belirtileri arasında en başta ağızdaki aftları sayabiliriz. Behçet hastalarında aft oranı % 95’dir. Genital organlarda yaralar meydana gelebilir. Gözde de üveit olur.
Üveitte en önemli majör belirtilerden biri Behçet hastalığının göz tutulumudur. Behçet’e özgü birtakım göz belirtileri vardır. Eğer biz bunları görürsek, hastada aft ya da diğer belirtilerin oluşmasını beklemeden tedaviye başlıyoruz, çünkü çok ciddi bir şekilde körlük yapabilen bir hastalık. “
. Behçetin gözde özellikle kendine has bulguları olabilir dediniz, Gözde Behçet hastalığından kaynaklanan ne tür bulgular görülebilir?
“Retinada damar tıkanmaları olabiliyor. Gözün orta üveit dediğimiz üveitlerini taklit edebiliyor, görme sinirini tutabiliyor, görme merkezinde sıvı tutulması yapabiliyor, ön üveit yapabiliyor… “
  • Bkz Behçet Hastalığı
  • . Bazı romatizmal hastalıkların da üveite yol açtığı söyleniyor. Türkiye’de de romatizmal hastalığı olan pek çok kişi var. Hangi tip romatizmalarda üveit riski var? Risk grubuna giren kişilerde göz kontrolları önemli değil mi?
    “Çocuklarda olan “jüvenil romatoid artrit” dediğimiz bir durum vardır. Bu gözde çok ciddi üveite neden oluyor hatta gözün kaybına bile yol açabiliyor. Çok ciddi sekel bırakan bir hastalık. Uveit yoğun bir tedaviyle kontrol altına alınabiliyor.
    Gençlerde örneğin ankilozan spondilit dediğimiz bir hastalık var. Temelde bel kemiğini tutan bir hastalık ve kalça kemiklerinin grafilerinde ilk bulgularını verebilir fakat hastanın hiçbir şikayeti de olmayabilir. Gözünde HLAB 27 + dediğimiz bir gene bağlı olarak çok belirgin tipik bir üveit tablosuyla bize gelebilir hasta… İşte onlarda biz bu hastalığı araştırıyoruz. Bir romatologla görüşmesini sağlıyoruz. Çünkü hastanın hiçbir şikayeti yoksa, tedavisi de gerekmiyorsa romatoloji uzmanları hiçbir tedavi vermeden takibe alabilir ama bu hastalık ileride hayat kalitesine etki edeceği için hastanın bilinçlendirilmesi gerekli.”
    Ülseratif kolit ve üveit riski . Peki, aynı risk ülseratif kolit hastası olan kişiler için de geçerli mi? Az da olsa onlarda da üveit riski var mı? “Tabii ki onlar içinde geçerli. Reiter hastalığı dediğimiz bir rahatsızlık, sedef hastalığı gibi sorunlar da genetik hastalıklardır ve bunların tek tek araştırılması gerekebilir. Ama hastanın diğer sistem bulguları o sırada görülmeyebilir.”
    . Üveitin diğer nedenleri nelerdir? “Paraziter hastalıkları sayabiliriz diğer nedenler arasında… Toksoplazma da önemli bir faktör. Bu parazit retina hücrelerine yerleşiyor ve kesin veriler olmamakla birlikte doğumsal olabileceği de iddia ediliyor. Bebekte çok ciddi körlük yapabilir. Annelerde bu hastalık tespit edilirse gebelik sonlandırılabiliyor. Hem gözün retina tabakasını, hem beyni tutabildiği için doğumdan sonra da bu bebekler yaşayamayabiliyor. Diyelim ki, tüm bu safhaları atlattı, hastanın hiçbir şikayeti olmadı, ileriki yaşlarda direnci düştüğü zaman bu retinanın içine yerleşmiş parazitler, aktive olabiliyorlar. Ciddi bir retinite ve arka üveite neden olabiliyor.” . Üveite neden olan alttaki hastalığın öncelikle tedavisi ne denli önemli? Örneğin bir kişide romatoid artrit varsa ve üveit bundan kaynaklanıyorsa tedavi yöntemi değişiyor mu, nasıl bir yaklaşım gösteriyorsunuz? “Üveitlerin yüzde 50’si sistemik bir hastalığa bağlı yani vücudun başka bir yerinde olan bir hastalık nedeniyle meydana geliyor. Yüzde 50’si ise sadece göze özel, gözle sınırlı, gözün kendi hastalığı olarak ortaya çıkıyor. Sorunun nereden kaynaklandığın belirlenmesi çok önemli, belirlendikten sonra bir kısmının sadece gözle sınırlı olduğunu görüyoruz.
    En dikkat etmemiz gereken şey, üveitin bir enfeksiyon hastalığına bağlı ortaya çıkıp çıkmadığı… Örneğin, virüs hastalıkları. Bunların arasında uçuk var, zona var, bunlar çok önemli ve toplumda çok sık görülüyor. Tüberküloz, sifilis, paraziter hastalıklar da var. Bütün bunlar sebebi bilinen ve enfeksiyoz hastalıklar dediğimiz gruba giriyor. Eğer bunu tespit edersek, ona göre tedavi yapmamız gerekiyor ki sonucunu alabilelim. Örneğin tüberkülozlu bir hastada verilen kortizon, hastalığı tetikleyebilir. Eğer tespit edilemezse idiopatik bir üveit olarak da bunu kabul edebiliyoruz. Böyle durumda üvetin tedavisi genelde kortizon ya da bağışıklık sisteminin çalışmasını değiştiren ilaçlardır. Bu tür ilaçlar çok ciddi yan etkiler yapabildiği için çok dikkatli kullanılmalıdır.”
    ÜVEİT TEDAVİSİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER . Tedavide kullanılan kullanılan kortizonlu ilaçların katarakta ve glokoma yol açabileceği söylenebiliyor. Gerçekten böyle midir? Üveit hastalığı olan ve bu tür ilaçları içenlerde risk ne oranda vardır? Önleyici birtakım koruyucu tedbirlerden de bahsetmek mümkün müdür? “Kortizon, sadece üveitte değil, vücudun bir çok hastalığının tedavisinde de kullanılıyor. Bunların başında romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemini ilgilendiren diğer hastalıklar geliyor. Bütün bunlarda da biz ilerde katarakt görebiliyoruz, göz tansiyonu görebiliyoruz. Sadece üveitin tedavisine bağlı değil yani bu durum. Kortizonlu göz damlaları ise gözlerin enfeksiyonlara karşı açık bir hale gelmesine neden olarak, göz enfeksiyonlarını tetikleyebilir.


    Örneğin hasta uçuğa bağlı keratit geçirmiş olabilir ve kortizonlu damla kullanımıyla nüks (tekrarlama) meydana gelebilir. Bu da nedene yönelik (etiyolojik) yaklaşımın önemini vurguluyor. Ayrıca elbette erken tanı ve doğru tedavi olmazsa olmaz bir kural.


    Üveit bağışıklık sisteminden kaynaklanan bir hastalık olduğu için, küçük yaşlardan itibaren enfeksiyon hastalıklarına yakalanmamak ve vücüt direncimizi güçlendirmek önemli. Uveitin en bilinen mekanizması, vücüdün kendi dokularını yabancı olarak algılaması ve oraya tedbir olarak iltihap hücrelerini göndermesi. Bağışıklık sisteminin aktif olduğu 20-40 yaşlar arasında uveit de sık görülür. Kadın-erkek oranları uveitin tipine göre değişir. Örneğin Behçet hastalığı bizim ülkemizde erkeklerde çok sık ve geç kalındığında görme kaybıyla sonlanma oranı da yüksek.”
    . Dikkat edilmesi gereken bir durum var mı, hastalar ilaçları ömür boyu mu kullanmak zorunda? “Hayır. Ciddi olarak yüksek doz ilaç başlanıyor ve hasta çok yakın takip ediliyor. Hepsinde kortizon da kullanılmıyor. Farklı ilaçlar var ama hastalığın ilk başında yüksek doz ilaç başlanır. Biz gözün diğer branşlarında hiç kullanılmadığı kadar yüksek doz ilaç kullanırız. Bunların ciddi yan etkilerini de bilerek… Çünkü gözü kaybetme riski vardır. Arada dengeyi çok güzel kurmak lazım. Risk anlatıldığı zaman hasta da gerekli özeni gösteriyor. Bu ilaçları verirken karaciğer fonksiyon testleri, hemogram, böbrek fonksiyon testleri gibi önemli bulguları sürekli analiz ediyoruz. Tabii, amaç söz konusu ilaçları verirken bir yan etki ortaya çıktığını fark edebilmek.


    Hastalık belli bir düzeye kadar geldikten sonra yani üveit durağan bir döneme girdikten sonra dozu yavaş yavaş azaltıyoruz. Artık hastalık olmamaya başladığı zaman altı aylık bir kritik dönemimiz var. Bu dönemin sonunda ilaçları yavaş yavaş kesebiliriz. Ama Behçet hastaları beş-on yıl süreyle ilaç kullanmak zorunda kalabiliyor.


    Bazı hastalarda, görmeyi tehdit etmiyorsa, hiç ilaç vermeden de izleyebiliyoruz. Yani tedavi şekli çok farklı olabilir. Bu nedenle uvea tümüyle farklı bir uzmanlık alanı. Yetersiz ilaç kullanmanın da, gereksiz ilaç kullanmanın da riskleri var.“
    . Üveiti olan kişi ne sıklıkla doktor kontrolunda olmalı? “Hasta akut dönemde geliyorsa çok sık görüyoruz, her gün bile olabiliyor. Ama o dönem geçtikten sonra, ortalama üç ayda bir kontrola çağırıyoruz hastaları. İlaç ayarlaması yaptığımız hastalar var, dozunu değiştirmemiz gereken hastalar var. Bu tür hastaları ayda bir görebiliyoruz. Kısacası hastaya göre değişiyor kontrollerin sıklığı” . Üveitin yüzde 50’sinin nedeninde ankilozan spondilit gibi, Behçet gibi birtakım sistemik hastalıkların olabildiğini ama diğer yüzde 50’sinde ise tek başına üveit görüldüğünü söylediniz. Tek başına üveit görülen bir vakayı ele alalım, böyle bir vakada üveit sadece gözü mü etkiler, yoksa vücudun başka yerlerini etkileyebilir mi? “Etkilemiyor, sadece gözü etkiliyor ve genellikle de gözün arka bölümünü tutan iltihabi durumlar olduğu için bu hastalıklarda çok özel ilaçları yüksek dozda kullanmak gerekebiliyor. “
    “Etkilemiyor, sadece gözü etkiliyor ve genellikle de gözün arka bölümünü tutan iltihabi durumlar olduğu için bu hastalıklarda çok özel ilaçları yüksek dozda kullanmak gerekebiliyor. “
    “Göz tedavisinde kullanılan bazı damlalar var, bunlardan en başta gelenler kortizonlu damlalardır. Onun dışında göz bebeğini büyütücü damlalar kullanıyoruz. Bunun da iki sebebi var: Birincisi, ön üveitlerde gözün renkli tabakası, iris dediğimiz mavi, kahverengi, yeşil gördüğümüz o tabaka arkadaki göz merceğine yapışabiliyor. Bu ilerde göz tansiyonuna neden olabiliyor, gözün muayenesini zorlaştırabiliyor. Hastanın göz bebeğinin ışığa cevabını bozuyor. Göz bebeği ışık gelince küçülür, karanlıkta büyür. Bu hareket olumsuz etkilenebiliyor. Bu yüzden göz bebeğinin arkaya yapışmasını istemiyoruz.


    İkincisi üveit nedeniyle gözün uyum yapan kaslarındaki spazm hastada ciddi şekilde ağrıya neden oluyor. Bu ağrıyı kesebilmek için göz bebeğini büyütücü damlalar kullanılıyor. Göz bebeği büyüdüğü zaman kamaşma etkisi yüksek oluyor. Bu nedenle özellikle dışarıda dolaşırken ve araba kullanırken elbette hastalara güneş gözlüğünü tavsiye ediyoruz. “
    .Son olarak eklemek istediğiniz bir mesajınız var mı? Uveit, çok iyi hekim-hasta ilişkisi gerektiren bir hastalıktır. Deneyimli bir yaklaşım ve tedaviye bağlılık, bir çok olayı çözer. Günümüzde uveit tedavisinde güzel bir noktadayız. Bir çok olguda körlük engelleniyor ve hastanın yaşam kalitesi artıyor.

  • Üveit sayfasına dön
  •  DİABETİK RETİNOPATİ Şeker hastalığıyla birlikte yaşamayı öğrenebilirsek, yaşamımızda daha güzel uğraşlara da yer açabiliriz. Bu nedenle diyabetik retinopatiyi anlamakta ve önlem almakta yarar var. Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı Görme merkezinde (makula) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır. Batılı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfustaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde % 15’lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözde birden görülme sıklığı da artar. Göz muayenesinin önemi Göz muayenesi ve göz hastalıklarını gözlük muayenesi olarak anlamamak gereklidir. Hastanın bu konuda bilinçlenmesi çok önemlidir, çünkü kırma kusurları ( miyopi, hipermetropi, astigmatizma ) toplumda yaygın olarak görülebilen ve bilinen kusurlardır. Oysa göz hastalıklarının daha büyük bir kısmı yazık ki başlangıçta hiç bir belirti vermez. Hasta göz doktoruna geldiğinde görme artık geri döndürülemeyecek noktada bulunmaktadır.

    Copyright (c) 2010 www.fusunuzunoglu.com All rights reserved.