Oruç tutmanın diabetik hastalardaki etkileri

Oruç tutmanın diabetik hastalardaki etkileri: Bilindiği gibi öğün atlamak, uzun süreler aç kalmak, hatta gerekenden az yemek, kan şekerini aşırı düşürerek “hipoglisemi” ye neden olabilir. Diabetli hastaların yaklaşık 1/3’ü, doktorların uyarılarına rağmen oruç tutmakta, yine önemli bir kısmı geleneksel nedenlerle ve kan şekerinin aşırı düşmesi nedeniyle ramazan ayında daha fazla tatlı tüketmektedir. Diabeti yeni olan ve özellikle haplarla tedavi edilen çoğu hasta, diabetin ağır yan etkileriyle henüz karşılaşmamış ve yeterince bilinçlenmemiş olduklarından, kuralları bozmakta sakınca görmemektedirler...



Peki 10 saatin üzerinde bir açlık ve susuzluk diabetli hastaları nasıl etkilemektedir? Oruç tutan hastalardan insulin kullananlarda hipoglisemi (kan şekerinin aşırı düşmesi) atağı %47 oranında bulunmuştur. Hipoglisemi terleme, tireme, baş dönmesi, dudaklarda uyuşma, dikkat bozukluğu, bulanık görme ve sinirlilik gibi belirtilere yol açan tehlikeli bir durumdur.

Ayrıca hipertiroidisi olan ve insulin kullanan hastalarda da hipoglisemi atakları oruç tutulduğunda iki misli artmaktadır.

1995 yılında Fas’ta yapılan bir uluslararası toplantıda tip II diabetli hastalarda kabul edilebilir bir riskle kontrollu olarak oruç tutmaya izin verilirken, oruç tutmaması gerekenler şöyle bildirilmiştir: Tip I diabetli hastalar, kan şekeri düzensiz olan hastalar, ayrıca dejeneratif bir hastalığı olanlar, hamileler ve yaşlılar. Ayrıca eğitim ve izleme de dikkatle sürdürülmelidir.

Sonuç olarak, diabetli hastaların oruç tutmaları durumunda doktor kontrolunda olmaları şarttır. Ayrıca henüz diyabet tanısı almamış sağlıklı bireylerin de, oruç tutmaya başlamadan önce, açlık kan şekeri yanında mutlaka tokluk kan şekerini de ölçtürmesi gerekmektedir.

  • Retina sayfasına dön
  •  DİABETİK RETİNOPATİ Şeker hastalığıyla birlikte yaşamayı öğrenebilirsek, yaşamımızda daha güzel uğraşlara da yer açabiliriz. Bu nedenle diyabetik retinopatiyi anlamakta ve önlem almakta yarar var. Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı Görme merkezinde (makula) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır. Batılı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfustaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde % 15’lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözde birden görülme sıklığı da artar. Göz muayenesinin önemi Göz muayenesi ve göz hastalıklarını gözlük muayenesi olarak anlamamak gereklidir. Hastanın bu konuda bilinçlenmesi çok önemlidir, çünkü kırma kusurları ( miyopi, hipermetropi, astigmatizma ) toplumda yaygın olarak görülebilen ve bilinen kusurlardır. Oysa göz hastalıklarının daha büyük bir kısmı yazık ki başlangıçta hiç bir belirti vermez. Hasta göz doktoruna geldiğinde görme artık geri döndürülemeyecek noktada bulunmaktadır.

    Copyright (c) 2010 www.fusunuzunoglu.com All rights reserved.